İş yerinde psikolog hizmeti veren bir uzman olarak, bu desteğin şirket çalışanları için ne kadar büyük ihtiyaç olduğunu gözlemliyorum. Şirket psikoloğu hizmeti vermenin bazı handikapları olmakla birlikte, genel faydalarının daha fazla olduğunu söyler.
Belli kapasitede çalışanı olan şirketler için iş yeri hekimleri zorunlu personel iken, ne oluyor da şirket psikologları bu kurumlarda hizmet vermiyor? Sorunun cevabı aslında çok basit. Şirketler bedensel sağlığın kişinin hayatı için ruh sağlığından çok daha önemli olduğunu düşünüyorlar. Ancak ruh sağlığı en az beden sağlığı kadar önemli bir sorun haline dönüşür. Örneğin, bedensel sağlıkla ilgili sorunların altında yatan sebeplerin %80’i stres kaynaklı olur.
Daha da önemlisi depresyon, kaygı bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklar kişinin hayatını oldukça olumsuz etkileyebiliyor. Yani stres insanı hasta eden en önemli faktör desek sanırım eksik söylemiş olmayız.
Bir diğer taraftan motivasyon açısından iş yeri psikoloğunun yapabileceği şeyler ise oldukça fazla. Şirket içi stres yönetimi, öfke kontrolü gibi konuları günümüzde şirket eğitimleri şeklinde veriliyor. Ancak bunların davranış değişikliğine dönüşmesi çok zor oluyor. Genellikle bir günlük eğitimlerle sadece farkındalık kazandırılıyor. Bu da şirket içi iletişim temelli sorunların çözülmesini sağlayamıyor. Bu noktada şirket psikologları daha kapsamlı bir çalışmayla, belki bir ekiple birlikte, birebir görüşmelerin, eğitimlerin, grup çalışmalarının organize edildiği test ve envanterlerin uygulandığı bir projeyle sunulmalıdır. Ancak bu haliyle iş yeri psikologluğu işlevsel bir hal alır.
Şirket Psikoloğuna Çalışan Neden Gitmeyebilir?
Çalışanın şirket içindeki psikolog ile görüşmeye giderse arkadaşlarının onun hakkında olumsuz düşünceler içinde olacağı düşüncesi kişiyi korkutur. Ancak bu tip bir düşünce ülkemizde hala olmakla birlikte, azınlık bir kesimin “psikolog deli doktorudur” fikriyle pekiştiriliyor.
İlk etapta üst düzey yöneticiler bu tarz danışmanlıklardan kaçınabiliyor, bunun sebebi de şirket içi karizmasının çizileceği düşüncesi oluyor. Ancak şirket psikologluğu gibi bir projede bizler üst düzey yönetime temas edemezsek değişimi sağlamak biraz zor olabiliyor.
Bu noktada da karşımıza iki yol çıkar. Bizler şirkette iletişime dair köklü değişimler yaratacak projeler üretip, ruh sağlığını daha iyiye mi götürürüz, yoksa sadece bir odada görüşmeler yapıp sessizce ofisten ayrılır mıyız? Burada şirketin beklentileri, sizin ve ekibinizin yetkinlikleri sürecin en önemli belirleyicisi oluyor.
Şirket psikologluğu olayına ben sıradan psikologluktan çok daha farklı bakıyorum. Büyük ve birbiriyle iletişim halindeki bir ekibin dinamiklerini değiştirmek için daha farklı yöntemler geliştirmek ve şirkete göre esneklik göstermek zorunluluk gibi görünüyor.
Özellikle de stresli işlerde çalışan insanlar için şirket psikoloğu olmazsa olmaz gibi görünüyor.
Klinik Psikolog
Barış Gürkaş





