İçe Dönük Olmanın Gücü

0
321

İnsanların daha dışa dönük, daha sosyal olmama dair yönlendirmeleri küçük yaşlardayken başlamıştı. İçe dönük bir çocukmuşum. Mesela dayımla beraber deniz kenarında oturup dakikalarca hiç kıpırdamadan denizi seyredermişiz. Hala anlatırlar. 🙂 Çok değişik geliyor insanlara bir çocuğun kendi iç dünyasıyla bu kadar zaman geçirebilmesi. Şimdi bakıyorum da kendi iç dünyamda zaman geçirmek, içe dönüklük hiçbir zaman kafaya taktığım bir şey olmasa da etrafımdaki insanların hep meselesi olmuş. Aslında bu birçok insan için böyle. Bazen ebeveynler çocuklarını sırf içe dönüklük yüzünden psikoloğa bile götürüyor. Belki siz de bu tip insanlar için “içe dönük olmanın zorlukları çok fazladır; içe dönükler çok utangaç, asosyal, özgüvensiz, yalnızlar” gibi yanılgılara kapılıyor olabilirsiniz. Ama maalesef bu bir yanılsama. Fakat çevre öyle bir yönlendirme yapıyor ki kişi kendinin eksik olduğunu düşünmeye başlıyor. Jung bu durumu yaklaşık 100 yıl önce insanları iki gruba ayırarak açıklamaya çalışmış. İçe dönüklük ve dışa dönüklük hali. Tabiki sonrasında yapılan kişilik tipleri üzerine çalışmalar çok daha fazla kişilik tipi olduğunu ortaya koysa da, Jung’un bu yaklaşımı yol gösterici olmuş.

İçe Dönük ve Dışa Dönük Olmanın Farkı

Dışa Dönük Olmak

Öncelikle dışa dönük kişi dış dünyaya odaklanır ve enerjisini oradan alır. Yeni nörobilim araştırmaları dışa dönüklerin dikkatlerini insanların yüzlerine yönlendirme eğilimde olduğunu söylüyor. Sosyalleşmeyle beyinlerinde ani dopamin artışı gerçekleşiyor. Dolayısıyla sosyal olmak onlar için cezbedici hale geliyor.

İçe Dönük Olmak

İçe dönükler düşünme ve hayal kurmanın yeri olan iç dünyayı daha ilginç ve yaratıcı buluyor. Yalnız başına vakit geçirmek onun için enerji toplamak gibi aslında. Bu öyle bir durum ki bazen içe dönük yapıya sahip birinin ortadan kaybolduğunu fark ederseniz şaşırmayın. Onlar için ortadan kaybolmak boşa geçirilmiş bir zaman asla olmaz. İçe dönükler, bu şekilde olduğunuz için kendinizi suçlu hissetmeyin. Bu ihtiyacınızı etrafınızdakilerle paylaşın hatta. Siz de enerjinizi bu şekilde topluyor olabilirsiniz.

İçe Dönüklerin Davranışları

İçe dönüklük, beyinlerinde dışa dönüklere oranla daha fazla kan akışı yaratıyor. Bilgi işleme süreci çok daha karmaşık. Plan yapma, problem çözme açısından dışa dönüklere göre farklı çalışıyor beyinleri. Konular üzerine düşünerek, hayaller kurarak, zihinlerinde dolanarak zamanlarını geçirmeyi tercih ediyorlar. Aslında zihindeki fanteziler diyebiliriz bunlara. Jung zihindeki bu fantezilerin olgular kadar güçlü olduğunu söyler.
Örneğin eşsiz mimariye sahip birçok eser, romanlar, Oscar ödüllü filmler, icatlar da kişinin zihinsel sınırlarını zorlamasıyla, içe dönüklük ile olgunlaşıp, ortaya çıkabildiler. Kaldı ki birçok yazarın yazabilmek için uzun yürüyüşlere çıktığını, içsel dünyalarını keşfettiklerini biyografilerinden okuyoruz.

İçe dönüş, aslında gerçek anlamda kendinle ve doğayla temasa geçmeni sağlıyor ve aslında içe dönük olmanın gücü kişiler üzerinde büyük etkiye sahip. Bu sebeple içe dönükler, kendinize haksızlık etmemelisiniz.

Referanslar

Geyer, Peter. (2012). Extraversion – Introversion: what C.G. Jung meant and how contemporaries responded. https://www.researchgate.net/publication/264782791_Extraversion_-_Introversion_what_CG_Jung_meant_and_how_contemporaries_responded

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın