Çocuğun Engelli Mi?
6 Şubat 2014
Çocuk, Oyun ve Ödev
7 Şubat 2014

Unilever Blogger Buluşması

Unilever Türkiye 27 Mayısta aralarında benimde bulunduğum alanlarında söz sahibi bazı bloggerları, pazarlamadan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Marc Mathieu ile blogger sohbeti için Knorr mutfağına davet etti. Şirketler ile sürekli temas halinde olan bir klinik psikolog olarak, buradaki bazı gözlemlerimi ve sohbetimizin içiriğini sizlerle paylaşma sorumluluğu hissediyorum.

Daha önce Unilever’in pek çok etkinliğine katıldım, dahil olduğum, bende iz bırakan etkinliklere şöyle bir baktığımda Sustainable Living Plan ve Unilever Dünya Başkanı Paul Polman ile yuvarlak masa toplantıları benim için oldukça etkileyiciydi. Son yapılan blogger buluşması bunun ulaştığı son noktaydı.

Unilever’in bunca etkinliğinin sonucunda bende en çok iz bırakan yanı, insanlığın geleceğini her zaman ön planda tutması ve bunun için de sürekli insana temas etmesi ve dünyanın ve insanlığın geleceğini konuşmak için bizleri kendi çatısı altında bir araya getirmesi. Malum benim işim insanla; insanla başlıyor her şey.

Toplantı boyunca konuşulan konu tabi ki pazarlamaydı, ancak konu Unilever olunca insandan yola çıkan bir pazarlama söz konusu oluyor. Başka firmalarda karşılaştığımız maksimum karlılık için kurulan pazarlama stratejileri Unilever’de dünyanın ve insanlığın geleceği üzerine konumlandırılıyor. Bu strateji bizlerin gözünde Unilever’in fark yaratmasını sağlarken, rakip kurumların farkındalığını da arttırıyor. Sadece rol model olarak bile diğer kurum ve kuruluşların farkındalığını arttırması oldukça önemsenmesi gereken bir durum.

UNILEVER-27-05-2014-2

Toplantı Notlarımdan Sıkmadan:

Bu kadar dijitalin içinde olan ve görünürlüklerini ve bilinirliklerini dijitalden sağlayan insanların arasından tabiki Marc’a gelen ilk soru “Dijital pazarlamanın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz” oldu. Pazarlamanın en önde gelen isiminden güzel  bir cevap almak hepimize yeni bakış açıları kazandıracaktı.

Marc’ın cevabı ise çok netti, arttık “dijital pazarlama” kavramını kullanmamıza gerek yok. Çünkü artık dijitalsiz hiçbir şey olmadığı için sadece pazarlama dememiz yeterli. İçinde dijital olmayan bir pazarlama tekniğine artık pazarlama denemez. Bunula birlikte dijitali sadece tek taraflı düşünmemek gerekir, aynı zamanda üretim süreçlerinde de oldukça yoğun kullanılıyor. Ürünün üretiminden pazarlamasına tüm süreçlerinde dijital maksimum kullanılıyor.

Marc’ın bu sözleri benim için dijital pazarlamayla ilgili son virajında dönüldüğünü göstermeye yetti. Aslında unilever bir süredir stratejik olarak da dijital konumlandırmayı oldukça iyi başarıyor. Son sosyal medya iletişimine gösterdiği hassasiyet bunu fazlasıyla gösteriyor. Sonuçta blog yazan profesyoneller ile böyle bir organizasyon yapılması dijitale ne kadar inandığının en somut göstergelerinden. İnsanların düşüncelerini, deneyimlerini, ihtiyaçlarını görmezden gelerek pazarlama yapmaya çalışmak oldukça ilkel bir yöntem olur. Bu deneyimlerin en hızlı ve kolay toplanabildiği mecra ise dijital. Günümüzde dijitalin yeterince kullanılmadığı noktada pazarlama eksik kalıyor. Bu da dijitale yapılacak yatırımların çok daha fazla artması gerektiğinin en önemli göstergesi.

Bunula ilişki olarak gelen bir diğer soru ise “Pazarlamada datanın önemi”oldu. Marc bu soru üzerine, datayı çok fazla önemseyen pazarlamacı olmadığını, ancak datanın çok önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti.

Pazarlamacılar adına bunu duymak beni şaşırttı, geleneksel pazarlamacılar için öyle olabilir, ancak günümüzde başarıya giden yol datadan geçiyor. Artık günümüzde dijitalden para kazanan insanlar olarak, datalar bizim için herşey, en basit örneğiyle sosyal medya etkileşimlerinden, facebook reklamlarının cinsiyet ve ilgi alanı sınıflandırmasına, google’ın adwords hedeflemesine kadar. En büyük pazarlama ve reklam faaliyetleri, biriken dataların kullanıcıya sunulması ve hedef belirlenmesi aracılığıyla oluşuyor. En çok dataya ulaşan en düşük maaliyetle, en efektif hedeflemeyi yapıyor. İşimiz milyonlarla değil, hedef kitlelerle.

Sohbet boyunca konu yine pazarlama ve insan etrafında dolaştı. Marc Mathieu’nun toplantının ana konularından biri olan  ‘purposeful brands’ yaklaşımına “ Unilever’in tüm markalarının bir amaç çerçevesinde üretildiğini belirtmesi ve bunu örneklemesi şu şekildeydi. “Örneğin Becel’in, insanların daha uzun yaşamalarını sağlayan bir amacının olduğu yada Life Bouy (sabun) ve benzeri temizlik malzemelerinin, bulaşıcı hastalıklar yüzünden çocukların ölmemesini sağlamak amacıyla doğmuş olmasınının, Unileverin ilk günden bu yana aslında bir amaç uğruna ilerleyen bir marka olduğunu gösterdiğini” belirtti.

Lifebouy’un Afrika’daki hijyen ve sağlık projelerini yakından takip eden biri olarak, unilever’in kesinlikle bir amaç doğrultusunda pazarlama ve üretim yaptığını görebiliyoruz.

UNILEVER-27-05-2014-4

Sonuç olarak, toplantıda başlıca ilgimi çeken konular tabi ki sadece bunlar değildi, bunların yanında müthiş knorr mutfağı ve yemekleri sohbetimizin belkide en doyurucu kısmıydı.

Ufuk açıcı bu organizasyonda emeği geçen başta Ebru Şenel ve ekibine sonsuz teşekkürler.

 

Klinik Psikolog

Barış Gürkaş

2 Comments

  1. […] Barış Gürkaş’ın notları […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir