Her Şeyi Kafaya Takmak

0
82

Her şeyi fazla kafaya takmak hepimizin bazen yaşadığı bir sorun. Şöyle bir insan düşünün, hiç bir şeyi kafaya takmayan umursamayan biri! Dünya yansa aldırış etmeyen, hatta dünya yanarken kalkıp çayını koyup devam eden insanlar diyelim onlara. Böyle bir insanla eminim karşılaşmışsınızdır, çevrenizde vardır bu tip insanlar. Onlar hakkında ne düşünürsünüz genelde? Belki umursamaz, vurdum duymaz olduklarını düşünüyorsunuzdur? Ya da belki de olması gerekenin o olduğunu.

Birde şimdi her şeyi gereğinden fazla kafaya takan, üzerine düşünen bir tanıdığınızı düşünün. Onlarda kendilerini genelde hassas ve çok duyarlı olarak tanımlıyor olmalılar.  Ama tam olarak öyle değil bu durum. Sürekli her şeyi kafaya takmak, üzerine düşünme hali genellikle hayatı zorlaştırır. Hem kişinin kendisinin, hem çevresinin.

Peki kendinize baktığınızda ne görüyorsunuz? Siz hangi taraftasınız? Bu iki uçtan birinde mi? Yoksa ortalarda bir yerde mi? Belki etrafınızdaki insanları da düşünerek kendinizi yerleştirebilirsiniz bu çizelgeye.

Her Şeyi Kafaya Takmak Nasıl Tedavi Edilir?

Bu sorunun çok sorulduğunu görüyorum. Özellikle de psikolog ve psikiyatrist randevularında kafaya takmamaya dair tedavi soruyor insanlar. Buna dair tedavi aramamızın sebebi her şeyi kökünden çözmek isteğimiz aslında. Oysa ki bunun çözümü içimizde. Kişi her ne kadar bunun cevabını dışarıda arasa da, aslında cevabı kendi içimizde bulabiliyoruz. Aşağıda verdiğimiz 3 teknik size cevabı bulma süreciniz için yardımcı olacak!

Kafaya Takmamayı Nasıl Başarırım?

Kafaya çok fazla takıyorsanız kendinize bu soruyu daha önce birçok kez sormuş olabilirsiniz. Düşünmemeyi, umursamamayı, görmezden gelmeyi denediniz ama olmadı değil mi? Daha çok baskıyla geldi belki de.. Hatta belki bir psikolog veya psikiyatrist tarafından destek bile almaya çalıştınız. Bir psikolog bakışıyla kafaya takmamanızda yardımcı olacak 3 teknik paylaşmak istiyorum sizlerle. Gelin birlikte bakalım.

  • Neyi kafaya takıyorsun fark et:

Çünkü kafaya takmak, düşünceler içinde kaybolma hali o kadar basit ki. İçine hızlıca çekebiliyor seni. Ve o düşüncelerle birleşip hareketsiz hale geliyorsun sonra. Geviş getirir gibi zihninde çeviriyorsun bu kafaya taktığın her bir düşünceyi…

İlle olumsuz bir şey olmasına da gerek yok bu durumun. İş üzerinden bir örnek vereyim. Yıllardır hayalini kurduğun bir şirkette işe girmişsin. Ancak kısa süre içinde hayattan beklentilerin değişmiş ve başka bir şey yapmak istiyorsun artık. Ve bunun arzusu, hayaliyle mevcut işine gidip geliyorsun. Başka bir hayatın ancak seni mutlu edeceği inancı sarmış bile seni. Artık hep gelecekte, ulaşmayı beklediğin hedeflerinde yaşamak istediğin hayat.

Bir başka senaryoda büyük bir hayalle girdiğin o işini kaybetmişsin! Evet hoş bir işten çıkış şekli değil. Ama zihninde felaketleştireceğin bir durum da olmamalı. Felaket senaryoları kurmak, başına gelme ihtimali olan şeyleri düşünmek ne işe yarar bilemiyorum. Belki yeni bir macera başlıyordu? Ne dersin?

İşte bu iki senaryo olumlu da olsa, olumsuz da olsa, çözüm bulmaktan çok uzak. Zihinsel geviş getiriyorsun dememin sebebi bu. Kendini şu an yapabileceklerden koparıp geleceğe hapsediyorsun. Şu andaki yaşama sevincin, enerjin sızıp gidiyor. Aslında zihninde kendini hapsetmiş gibi oluyorsun. Herhangi bir davranış eylem yok, gözünün önünde oynayanbolca düşünce ve senaryolar var. Bunları fark et. He ille birşeylere üzülmek istiyorsan, hareketsizliğine, gereksiz isyanlarına üzülebilirsin mesela.

  • Kabullenmeyi, akışa güvenmeyi ve olan bitene yer açmayı öğren.

Bu yenilmek demek değil, aksine bundan öğreneceğin şeyler var. Onları heybene doldur. Yeni bir başlangıç için güç toplama zamanı. Hem bir bak bakalım şu an içinde bulunduğun odada bir tehlike var mı? Etrafı incele biraz. O anın içine yerleş. Ve şu an yapman gereken neyse sadece ona odaklan. Gelecek yada geçmiş diye bir şey yok unutma. Sadece şu an var. Zihnin yine seni götürecek, gözünün önüne düşünceler, görüntüler gelecek. Gitmesine izin ver bu düşüncelerin. Sadece şu anda kalmaya izin ver kendine.

  • Eyleme geç, hem de şimdi.

Şu ana kadar seni memnun edecek hayatın hep başka bir hayat olduğuna inandın. Gelecekte olan o şey için durmadan koştun. Başkalarının senin için belirlediği hedeflerin peşinde koşmak başlarda heyecan vericiydi kabul ediyorum. Dozunda rekabet keyiflidir sonuçta.

Aradığının o olmadığını hedefe ulaştığında fark etsen de, başka bir hedefle güdülenecek enerjin vardı o günlerde. Fakat uyaranlar arttıkça, hedefler çeşitlendikçe ve daha da kötüsü kendini başkalarıyla kıyasladıkça tükenmeye başladın. Aslında rekabet edeceğin kişilerin başkaları olmadığıyla yüzleştin. Rekabetin zihninle, egonla, erteleme davranışlarınla, hayat amacınla ilgili olduğunu fark ettin. Yani umarım fark etmişsindir. Eylemsizlik içinde sürekli düşünmek, kafaya takma hali seni aşağıya çekiyor gör bunu artık.

Bir örnekle açıklayayım: Diyelim bir kitap yazmak istiyorsun. Bu keyifli bir istek gibi görünüyor değil mi? Öykücü beynin kestirmeden, enerji harcamadan faydanın peşine düşüyor. Hayaller başlıyor. “Öyle bir kitap yazıcam ki ses getireceğim.” gibi düşünceler eşlik ediyor. Kitabın yazılmış halini, satışları zihin gözünde oluşmaya başlıyor. İlk motivasyon için sorun değil bu durum. Ama bu gelecekte gerçekleşecek bir kazanım olduğu için şu anda bir eylemle sürdürülmediğinde, bu hoş hayaller bir süre sonra kendini başarısız, yetersiz hissetmene sebep olabilir. Sonucunda almak istediğin o denli büyük bir faydaya bir günde ulaşamayacağın için o kitabın başına oturamazsın. Eyleme geçmediğin hayallerin tamamlanmamış fazladan bir iş olarak zihnine yazılır.

O halde gelecekteki bir eyleme değil, bugün, tam şu anda yapacağın eylemlere odaklan. Çünkü onlar gerçek değerlerin. Kitap yazmak bir hedef  ise, bu sonuca giden yolda yaptıkların gerçek yaşam amacın haline dönüşecek. Mesela her gün 10 dk yazma eylemini yapmış olman, konuyla ilgili yaptığın okumalar, o kitap için tanıştığın insanlar, izlediğin belgeseller senin bir şeyler yaptığını gösterir bize. Hepsi çok kıymetli. Bunlar kitap yazma eyleminin ta kendisi aslında. Birde unutmadan motivasyonun gelmesi için uygun zamanı bekleme artık. Sen harekete geç zaten motive olacaksın sonrasında. Hem zaten şimdi değilse ne zaman yapacaksın ki?

Her şeyi kafaya takmak bazen yoğun kaygıya ve anksiyeteye sebep olabiliyor. Kaygı ve anksiyetenin hayatımıza nasıl etkilediğini okumak için yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın