Eko-Anksiyete Nedir? Nelere Yol Açar?

0
261
eko-anksiyete
eko-anksiyete

Eko-anksiyete, Dünya’mızın geleceği hakkında sürekli endişeye sahip olmaya verilen isimdir. Yeni bir kavram olan eko-anksiyeteyi, gündemimizde yangınların olduğu bu dönemde oldukça sık duymaya başladık. Amerikan Psikologlar Derneği eko-anksiyeteyi “çevresel kıyamet korkusu” olarak tanımlıyor. 2020 tarihli bir araştırma ise, “iklim değişikliğiyle ilgili olumsuz duygusal tepkiler” olarak ele almış. Bu arada aynı çalışma, genç yetişkinler arasında daha yüksek eko-anksiyete seviyesi buluyor. Buna benzer bir endişe hali sana de tanıdıksa, sen de eko-anksiyete yaşıyor olabilirsin.

Son yaşananlarla da birlikte, bu kaygıları yönetebilmemiz için önce afet psikolojisini tanımamız gerektiğini düşünüyorum.

Eko-Anksiyete Kimleri Etkiliyor?

Sadece ülkemizde de değil, Dünya’da da yaşanan felaketlerin artışı, küresel ısınma gibi konular hepimizi endişelendiriyor. Öyle ki 2019 da 18-34 yaş arasındaki bireylerin %47’si bu konuda “yüksek stres” bildirmiş. Bu oranlar oldukça yüksek.

Yangın ve doğal afetler sadece bireyleri değil kitleleri etkileyen bir durumlardır. Son zamanda gördüğümüz örneklerde olduğu gibi sahada eliyle yangın söndürenler vardı. Evlerinde çaresizce “Ne yapabilirim?” diye düşünüyorken, yardım etmeye çalışırken de bu süreç bir o kadar etkiledi. Belki sen de uyku sorunu yaşıyorsun. Zihninde sürekli aynı konuda düşünceler dolaşıyor. Belki kızgınsın. Ya da dikkatini toplayamıyorsun. Tedirgin ve ürkeksin. Bunların hepsi anormal bir duruma verilen normal tepkiler. Son dönemde yaşadığın veya medyada gördüğün bütün bu olaylara tepki veriyor zihnin.

Eko-Anksiyete Nelere Yol Açar?

İnsan eliyle veya doğal olarak çıkmış olsun fark etmez. Kişi hayatını tehdit eden stres verici bir olayla karşılaştığında travma yaşayabilir. Hatta, olaylara medyada tanık olan kişiler de dolaylı olarak etkilenip travmatize olur. Aslında travmanın ani gelişen  olay sonrasında izlediği bir süreci var. Olayın gerçekleşme anıyla insan psikolojisinin ilk olarak kahramanca tepki verdiğini görüyoruz. Birlik beraberlik duygusunun arttığı bu süreç bir çok insanın travma ile baş etme mücadelesinde destekleyici oluyor ve yalnızlık hissini azaltıyor.

Eko-Anksiyete Nelere Sebep Olur?

Eko-Anksiyetenin artması uyku düzeninin bozulmasına yol açıyor. Uyku düzeninin bozulması az uyumak ya da çok uyumak olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte aşırı düşünme de en yaygın rastlanan kaygı tepkilerinden biri. Gündemin yoğun olduğu bu günlerde zihnimiz de bir o kadar yoğun. İştahın da bozulmalar artış veya azalma görülebilir. Bu süreçte odaklanma problemi yaşamak da oldukça olasıdır. Bunların hepsi günlük hayatı ve iyi oluş halini etkileyebilecek durumlardır. Eğer bu durumlardan biri veya birden fazlasını günlük hayatınızı, işlerinizi veya ilişkilerinizi etkileyebilecek derece yaşıyorsanız, bir klinik psikologdan yardım almalısınız.

Eko-Anksiyete Afet Sonrasında Geçer mi?

Herkesin seferber olduğu, adrenalinin çok yükseldiği o dönemden bahsediyorum. Bizler de şu an bunu yaşıyoruz. Afet bittiğinde devam eden bu yardımlaşma dönemine de “balayı dönemi” diyorlar. Fakat ardından gelen “ara dönemin” o kadar güzel olduğunu söyleyemeyiz. Bu dönem, yardımların azaldığı, konunun kapandığı dönemdir. Travmaya maruz kalmış kişiler de tam burada zorlanmaya ve yalnız hissetmeye başlar. Bu süreçte eko-anksiyete seviyelerinde tekrar artış yaşarlar. İşte bu sebeple kişilerin iyileşme evresine girmeden önce sosyal destek aldıklarından emin olmak, yalnız hissettirmemek önemli. Zira insanların sadece yaşadıkları yer değil anıları, yılları, hayalleri de bağ kurdukları evleriyle yanıyor.

En son yazımız “Sınır Koyma Neden Gereklidir?” yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen isminizi yazın