Çok Kaygı Normal mi?

Günümüzde tıp, bulaşıcı hastalıklar ile çok iyi şekilde başa çıkmasına karşın, çok basit gibi görülen birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde zorlanıyor. Psikolojik rahatsızlıkları incelediğimizde birçoğundan kişi tek başına kurtulamıyor. Bunlardan birinin anksiyete (kaygı bozukluğu) olduğu söylenir.

Peki nedir bu anksiyete?

Anksiyete, kaynağı belirsiz, içten gelen sıkıntı, korku, kötü bir şey olacakmış hissiyle yaşanan bunaltı duygusudur. Vücudun her hangi bir tehlikeye karşı gösterdiği alarm durumudur ve bu durum sonucunda tehlike beklentisine karşı vücudun verdiği bir tepkidir. İnsan da bu kaygı durumu çok hafif düzeyden, çok ağır düzeylere kadar değişir.

Temelde belirtiler benzer olmasına karşı kişi farklı tepkiler verir:

  • Bilişsel belirtiler: Kişi çevreyi dünyayı değişiyor gibi algılar, dikkatte dağınıklık, kontrolü yitirmeyle ilgili kaygılar yaşar, gerçeklik duygusunda değişmeler olur.
  • Davranışsal belirtiler: Kişi sıklıkla kaygı yaratan durumlardan kaçınır.
  • Duygu durum: Kişi aşırı korku, huzursuzluk, panik durumu ve çaresizlik yaşar. Kimi zaman çevresindekiler buna anlam veremezler.
  • Fizyolojik belirtiler: Kişi bu durum karşısında çarpıntı ve kan basıncında değişiklikler yaşar, nefes darlığı, boğazda düğümlenme ve boğulma hissi yaşayar. Terleme, sıcak basma, bunaltı, baş dönmesi, kas gerginliği görülen gözlenen diğer özelliklerdir.  

Kişide bu belirtilerin gözlenmesi durumunda destek alması gerekmektedir. Kaygının tedavisinde kullanılan yöntemler ise bilişsel davranışçı terapi, ilaç tedavisi ve diğer psikoterapilerdir. İlaç ve terapinin bir arada kullanılması tedavi sürecini hızlandırır.

Daha iyi bir hayat yaşamak herkesin hakkı, bu hayata ulaşabilmek için ise ruh sağlığınıza önem vermeliyiz.

Klinik Psikolog Barış GÜRKAŞ

İstanbul

Facebook
Twitter
WhatsApp
Telegram