Hiperaktivite ve Bilinmesi Gerekenler
5 Kasım 2012
Otizmli Bireyde Kaygı Bozukluğu
3 Aralık 2012

Aşkın Online Hali

Günümüzde internetin yaygınlığından bahsetmek artık demode, bunu tartışmıyoruz bile. Asıl konuşulması gereken şey ise internetin hayatımızı nasıl şekillendirdiği, insan oğlunu nereye götürdüğü. İnsanlık için temel kavramlardan olduğunu düşündüğümüz aşk bile bu değişimden nasibini almakta. Tam olarak tanımını bile yapamadığımız aşk kavramı, günümüzde farklı isimlerle karşımıza çıkmakta, sanal, siber, online, offline bunlardan sadece birkaçı.

Sanal ilişkiyi; dokunamadığımız, kokusunu alamadığımız farklı ortamda teknolojik araçlar vasıtasıyla ilişki kurabildiğimiz ilişkiler olarak tanımlayabiliriz. Karşındakine dokunamadan, hissedemeden ilişki yaşamak geleneksel ilişki yaşama şeklimize uymayan bir ilişki şeklidir. Buna rağmen insanların sanal ilişkiye olan ilgileri her geçen gün artmakta. Bunların yanında yakın gelecekte bilgisayarlar aracılığı ile kurduğumuz iletişime görme ve işitme duyusunun yanına diğer duyularımızın da eklenmesi beklenmekte.

Günümüzde sanal ilişkileri inkar etmek, kabul edilebilir bir düşünce tarzı değildir. Sanal ilişkiyi bir çeşit ilişki türü olarak kabul etmek, ne olduğunu anlamaya çalışmak, çevremizde yaşanan ilişkileri anlamlandırırken, nereye doğru gidildiğini de bizlere gösterecektir.

Sanal sohbette kişinin duygularından bahsedilebilir mi? Kesinlikle bahsedilebilir, kişi ekran karşısında edindiği ipuçları ile zihninde kurguladığı kişiye dair bilgileri birleştirir ve ortaya bir ilişki türü çıkartır ve bu kimliği kendi zihninde, kalvyesinde ve webcaminde yaşamaya başlar. Zihnin karşımızdaki insanı yüceltip, idealize etmede tek başına çalıştığını düşündüğümüzde ise gerçek bir ilişkide yaşanan duyguların benzerini sanal ilişkide de hissetmeye başlarız.

İlişkinin sanal kimliklerimiz üzerinden olması, gerçekte bize ait olmayan, idealize ettiğimiz kimliklerle kendimizi sunmamıza sebep olmaktadır. Bize ait olmayan özellikleri karşımızdakine bize aitmiş gibi sunmamız yanıltıcı ve aldatıcı yaklaşımı beraberinde getirmektedir. Peki günümüzde normal olarak adlandırdığımız ilişkilerde ne kadar kendimiziz? Yabancılaştığımız bu hayatta kendimize ne kadar dürüst olabiliyoruz ki ilişkilerimizde dürüst olalım? İlişkilerde gerçek kimlikler ortaya çıktığı noktada, çözülmelerde beraberinde başlıyor ve çiftlerin birbirinden uzaklaşması da kaçınılmaz oluyor. Maskelerin ilişkinin sürmesinde bir nevi yardımcıdır da denilebilir. Bu noktada günümüzde sanal ilişkide gizlenen taraflar, normal olarak adlandırdığımız ilişkilerde de karşımıza farklı şekillerde çıkıyor. Bu kopmalar, vazgeçmeler sanal ilişkilerde daha hızlı olabilirken, normal ilişkilerde daha uzun sürebiliyor.

Bugün düşünmemiz gereken sanal ilişkinin doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ilişkinin ve dolayısıyla kişilerin gerçeklik ile olan bağlantısını koparıp tamamen sanalın içine çekmesidir. Bu noktada sanal ile gerçeklik arasında bir denge kurulamazsa bireyler ne kadar sağlıklı olabilir? İnsanları bu sınıra getirecek teknolojiye çok yakınız, gelecekte iletişim kurduğumuz kişiyi hologram olarak görebileceğiz ve onun kokusunu alırken aynı zamanda hissedeceğiz (beynimizin ilgili bölgeleri uyarılarak o hissin yaşanması sağlanacak). Bu kişi bir insan olmakla kalmayacak aynı zamanda bizim yarattığımız bir avatarda olabilecek. Ayrıca insanlar gelecekte arzularını ve cinsel ihtiyaçlarını karşılamak için beyin düzeyinde direk uyarılacaklar ve cinsel ihtiyaçlarını karşılayacaklar. Bu noktada sanal ilişkiye sadece chat gözüyle bakmak eksik kalacaktır, işin uzun vadedeki sonuçlarını değerlendirmemiz gerekmektedir.

Klinik Psikolog Barış Gürkaş

1 Comment

  1. alev dedi ki:

    Güzel bir yazı:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir