Karar Vermek Neden Zor? Kararsızlıktan Çıkmanın 3 Yolu

Karar Vermek Neden Zor? Kararsızlıktan Çıkmanın 3 Yolu

Hiç soğuk bir denize girmeden önce uzun süre kenarda beklediğiniz oldu mu?

Önce ayağınızı suya sokarsınız. Biraz beklersiniz. Sonra geri çekilirsiniz. Bir süre sonra dizlerinize kadar girersiniz ama yine beklersiniz.

Zihniniz bu sırada size şunu söyler:

“Biraz daha hazırlanırsam daha kolay olacak.”

Fakat çoğu zaman bekledikçe su ısınmaz. Aksine daha soğuk gelmeye başlayabilir ve zihniniz neden suya girmemeniz gerektiğine dair daha fazla neden üretir.

Bu durum da bazen buna benzer.

Bir karar vermeden önce tamamen emin olmayı, belirsizliğin ortadan kalkmasını ve yanlış yapma ihtimalinin mümkün olduğunca azalmasını bekleriz.

Ancak hayatın büyük bölümünde böyle bir kesinlik yoktur.

Tam da bu noktada karar verme süreci uzamaya ve bazen “karar felci” olarak adlandırılan bir döngü ortaya çıkmaya başlayabilir.

Neden Zorlaşır?

Bunu yapmakta zorlanmak her zaman seçeneklerin fazla olmasından kaynaklanmaz.

Kaynak metinde de vurgulandığı gibi belirsizliğe tahammül etmekte zorlanmak, hata yapma korkusu ve mükemmel seçeneği bulmaya çalışmak karar verme sürecini uzatabilir.

Bu nedenle bazı insanlar yalnızca büyük yaşam kararlarında değil;

  • Hangi filmi izleyeceği,
  • Hangi restorana gideceği,
  • Ne yiyeceği,
  • Bir e-postayı nasıl yazacağı

gibi günlük konularda bile uzun süre düşünebilir.

Sorun çoğu zaman düşünmek değildir.

Sorun, düşünmenin artık karar vermeye yardımcı olmak yerine karar vermenin yerini almaya başlamasıdır.

Kararı Ertelemek Neden Rahatlatır?

Karar vermekte zorlandığınız bir anı düşünün.

Kararı ertelediğiniz anda kısa süreli de olsa rahatlamış olabilirsiniz.

Çünkü artık seçim yapmak zorunda değilsinizdir.

Fakat bu rahatlama zamanla zihnin karar vermeyle ilgili bazı bağlantılar kurmasına yol açabilir:

“Belirsizlik tehlikeli.”

“Kararı erteleyince kaygım azalıyor.”

“O halde bir dahaki sefere de karar vermekten kaçınmalıyım.”

Böylece karar vermeyi ertelemek kısa vadede rahatlatırken uzun vadede kararsızlığı sürdüren bir alışkanlığa dönüşebilir.

Peki karar vermek sizin için giderek zorlaşıyorsa ne yapabilirsiniz?

1. Her Karara Aynı Önemi Vermeyin

Bunda zorlanan kişilerin sık yaptığı şeylerden biri, küçük ve büyük kararları zihinsel olarak aynı kategoride değerlendirmektir.

Oysa bazı kararlar gerçekten uzun süre düşünmeyi gerektirir.

Örneğin;

Ev almak, iş değiştirmek veya çocuk sahibi olmak gibi kararların sonuçları uzun vadeli olabilir.

Ancak;

“Bugün hangi gömleği giyeyim?”

“Hangi kahveyi içeyim?”

“Akşam hangi diziyi izleyeyim?”

gibi kararların çoğu geri döndürülebilir ve hayatınız üzerindeki etkileri oldukça sınırlıdır.

Beyin bu iki grubu ayırt etmekte zorlandığında küçük kararlar bile büyük bir tehdit gibi hissedilebilir.

Bu nedenle düşük riskli kararlar için kendinize bir düşünme süresi belirleyebilirsiniz.

Örneğin:

“Bu kararı beş dakika içinde vereceğim.”

Bazen daha küçük kararlar için birkaç saniye bile yeterlidir.

Kendinize şu soruyu sormak da yardımcı olabilir:

“Bir yıl sonra bu kararı hatırlayacak mıyım?”

Cevabınız hayırsa, belki de bu karar zihninizde kapladığı kadar büyük değildir.

2. Mükemmel Kararı Değil, Değerlerinize Uygun Kararı Arayın

Karar vermek zorlaştığında zihnin en sık sorduğu sorulardan biri şudur:

“Ya yanlış karar verirsem?”

Bu sorunun kesin bir cevabını bulmaya çalışmak çoğu zaman yeni sorular üretir.

Çünkü her kararın bütün sonuçlarını önceden bilmek mümkün değildir.

Bunun yerine şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz:

“Bu karar benim değerlerimle ne kadar uyumlu?”

Örneğin bir işi değiştirmeyi düşünüyorsanız yalnızca “Doğru iş hangisi?” sorusunu değil;

“Ben nasıl bir çalışma hayatı istiyorum?”

“Benim için özgürlük ne kadar önemli?”

“Güvenlik mi, gelişim mi, yaratıcılık mı benim için daha değerli?”

gibi soruları da düşünebilirsiniz.

Bir ilişki hakkında karar verirken de benzer şekilde;

“Bu ilişki benim değer verdiğim ilişki biçimiyle uyumlu mu?”

sorusu yol gösterici olabilir.

Kaynak metinde de karar verirken kişinin kendisini tanımlayan değerleri bir tür pusula olarak kullanmasının önemine dikkat çekiliyor.

Amaç geleceği kusursuz biçimde tahmin etmek değildir.

Amaç, elinizdeki bilgilerle kim olmak istediğinizle daha uyumlu bir seçim yapabilmektir.

3. Karar Vermeden Önce Yüzde 100 Emin Olmayı Beklemeyin

Karar vermeyi zorlaştıran düşüncelerden biri şudur:

“Yüzde 100 emin olduğumda karar vereceğim.”

Fakat hayatın büyük bir bölümünde yüzde 100 kesinlik mümkün değildir.

Ne kadar araştırırsanız araştırın, geleceğin bütün değişkenlerini bilemezsiniz.

Üstelik koşullar değişebilir.

Sizin düşünceleriniz değişebilir.

Beklentileriniz değişebilir.

Bu nedenle mükemmel karar arayışı bazen daha iyi bir karar vermenizi sağlamaktan çok, karar vermeyi sürekli ertelemenize neden olabilir.

Burada önemli olan belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak değil, bir miktar belirsizlik varken de hareket edebilmeyi öğrenmektir.

Sürekli Tercih Etmeyi Düşünüyorsanız Biraz Zihninizden Çıkın

Bazen sorun kararın kendisinden çok, zihnin uzun süredir aynı konu etrafında dönüp durmasıdır.

Aynı ihtimalleri tekrar tekrar düşünmek bir noktadan sonra yeni bilgi üretmeyebilir.

Böyle zamanlarda biraz hareket etmek, yürüyüşe çıkmak, spor yapmak, sosyal bir ortamda bulunmak veya dikkatinizi bir süre başka bir alana yönlendirmek işe yarayabilir.

Meditasyon ve benzeri farkındalık çalışmaları da düşüncelerle aranıza biraz mesafe koymanıza yardımcı olabilir.

Amaç kararınızı unutmak değildir.

Amaç, kararın içine tamamen gömülmek yerine ona biraz dışarıdan bakabilmektir.

Kaynak metinde de özellikle yoğun düşünce döngülerinde bedensel hareket, sosyalleşme ve kişinin stresini düzenlemesine yardımcı olabilecek uygulamalara yer veriliyor.

Şunu Yapayım Demek Her Zaman Rahat Hissettirmez

İyi bir karar verdiğinizde mutlaka rahatlamanız gerektiğini düşünebilirsiniz.

Ancak bazı önemli kararlar doğru yönde olsalar bile kaygı yaratabilir.

Çünkü bu, aynı zamanda başka ihtimallerden vazgeçmek anlamına gelir.

Bu nedenle “Kaygı hissediyorum, demek ki yanlış tercihler veriyorum” sonucuna hemen ulaşmak yerine şu soruları sorabilirsiniz:

Geri döndürülebilir mi?

Bu karar benim için gerçekten ne kadar önemli?

Değerlerimle uyumlu mu?

Noktalamak çin yeterli bilgiye sahip miyim, yoksa kesinlik mi arıyorum?

Bazen ihtiyacınız olan şey daha fazla düşünmek değil, elinizdeki bilgilerle bir adım atmaktır.

Soğuk su örneğinde olduğu gibi suyun tamamen ısınmasını beklerseniz uzun süre kıyıda kalabilirsiniz.

Hayatın birçok alanında da belirsizliğin tamamen ortadan kalkmasını beklemek mümkün olmayabilir.

Karar bazen emin olduktan sonra harekete geçmek değil, yeterince emin olduğunuz noktada hareket edebilmektir.

Eğer bu durum günlük yaşamınızı belirgin biçimde etkiliyor, küçük seçimlerde bile yoğun kaygı yaşıyor veya kararları sürekli ertelediğiniz için iş, ilişki ya da sosyal yaşamınızda zorlanıyorsanız psikolojik destek almak da bu döngüyü anlamanıza yardımcı olabilir.

Facebook
Twitter
WhatsApp
Telegram