Kendini Yetersiz Hissetmenin Sebebi
30 Eylül 2016
Psikolojik Destek (Yardım) Almak İstiyorum!
3 Ekim 2016

Yeme Davranışını Motive Eden Nedir?

Hayattaki en büyük zevklerden biri yemektir ve yemek hayatımızda çok yer kaplar. Yemek hayatta kalmak için bir gereklilik olmasının yanında bundan çok daha fazlasını içerir. Tüm dünya çapında özel günlerde özenle hazırlanmış yiyecek şenlikleri yapılır ve sosyal dünyanın çoğu yemek çevresinde döner. Yeme hakkındaki yaygın kanı yemenin açlık ve tokluk tarafından kontrol edildiğidir. Buna göre insanlar açken yemek yer ve doyunca da yemek yemeyi bırakırlar. Yine de bazı insanlar aç değilken de çok yerken bazıları tam doymadıkları halde yemez. Sözün özü, yeme davranışı düşündüğümüz kadar basit bir sistem değildir; biyoloji ve kültürel etkiler arasındaki karmaşık etkileşimler ve biliş tarafından belirlenen bir davranıştır.

Yeme davranışı öğrenmeyle oldukça bağlantılıdır. Klasik koşullanma yoluyla yemek yemeyi belirli zaman periodlarıyla bağdaştırırız. Örneğin saat 12’de öğle yemeği yemek bizim öğrendiğimiz bir davranıştır. Dahası ne yediğimiz kültürel kurallardan büyük ölçüde etkilenir; hangi yiyeceğin hangi bağlamda yenmesinin uygun olduğu gibi. İnsanların ne yiyeceğini kişisel tecrübeyle kültürel inançların kombinasyonu belirler. Bebeklerin doğuştan gelen bir tatlı tercihleri vardır ama sonradan herhangi bir şeyi sevmeyi öğrenebilirler. Genellikle yiyecek tercihlerini belirleyen faktör aşinalıktır. Evrimsel perspektiften baktığımızda bilinmeyen yiyeceklerden uzak durmak çok mantıklı çünkü bu yiyecekler tehlikeli veya zehirli olma ihtimali taşır. (Galef & Whiskin, 2000).

Yemeyi motive eden ana etkenlerden biri de tattır- sadece güzel tat değil çeşitli tatların olmasıdır. Hayvanlar, insanlar da dahil, eğer yiyecek sadece tek çeşit yemek varsa yemeyi nispeten daha çabuk bırakırlar ama farklı yiyecekler sunulduğunda yemeye devam ederler. Hayvanların çeşitli yemekler sunulduğunda daha çok yemesinin nedeni tek çeşit tattan sıkılmalarıdır ve buna duyumsala özgü tokluk denir. Evrimsel açıdan bakıldığında avantajlı olduğu söylenebilir çünkü duyumsala özgü tokluk hayvanların çeşitli besinleri içeren yiyecekler tüketmesini sağlamak için evrilmiş bir mekanizmadır.

 

Gurme Sendromu ve Yeme Davranışı

Yeme davranışıyla bağlantılı olan sinirsel yapılar vardır. Bunlardan bazıları ön loblar (frontal lobes), hipotalamus, alın korteksi (prefrontal cortex) ve limbik sistemdir. Örneğin, yemeyi en çok etkileyen beyin yapısı hipotalamustur. Başka bir örnek olarak limbik sistemi ele alabiliriz. Limbik sistem beyinde ödülle ilgili olan ana bölgedir. Bu sisteme ya da sağ frontal loba gelen bir zarar “gurme sendromu”na yol açar. Gurme sendromu olan insanlar yemeğin kalitesi, çeşitliliği ve nasıl sunulduğuna takıntılı hale gelir. Örneğin, 48 yaşında inme geçiren bir adam yemekle meşgul olmaya başlamış ve sonunda siyasi muhabirlik olan işini bırakıp yemek eleştirmeni olmuştur (Regard & Landis, 1997).

Yeme davranışımız için çok önem arz eden iki hormon vardır: leptin ve girelin. Leptin vücuttaki uzun dönem yağ düzenlemesiyle alakalıyken girelin yeme davranışını motive eder. Obeziteye hangi hormonun ne kadar neden olduğu belli değil ama obezitenin önüne geçilmesi ya da tedavi edilmesi için hormonları manipüle etmenin işe yarayıp yaramadığını keşfetmek adına önemli araştırmalar yapılıyor.

 

Kaynak: Psychological Science, Dördüncü Baskı, Bölüm 10, sayfa 452-455

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir