Oyunlara Bağımlı Olmanızın 4 Sebebi
26 Ağustos 2015
Ayrılamıyorum! Aşk mı Bağımlılık mı?
28 Ağustos 2015

Terapistim Bana Faydalı mı?

Okuyucularımdan aldığım en sık sorular bir terapinin ne kadar sürdüğü ve bir terapistin (Psikolog) kendilerine yardım edip etmediğini nasıl bilebilecekleri oluyor. Terapide uzun süre kalan hastaların hepsi için ortak olduğu ve hastaların ikinci soruya; ‘terapistim bana yardım ediyor mu?’ sorusuna nasıl cevap verecekleri konusunda genelde bir fikirleri olmadığı için bu soruların cevaplanması gerekiyor. Bu noktada iyi psikolog, iyi terapist hangisi sorgulamasına giriyorlar.

Bilişsel davranış terapisi genellikle psikolog ile danışanın amaçlar belirlemesinden yola çıkar; böylece sürecin verimliliği ölçülebilir. Ama diğer psikoterapi tiplerinde bu pek kolay değildir. Örneğin psikanalizde, psikodinamik terapide, destekleyici terapi ve diğerlerinde amaçlarla ilgili her şey belirsizdir çünkü terapi daha çok iyi hissetmeye ve kişinin davranışının içyüzünü anlamaya odaklanıp spesifik davranışsal amaçlara daha az odaklanır. Genel anlamda, hissetme ve daha faal (işlevli) olma, ilerleme kaydetmeyi değerlendirmek için bakabileceğimiz ölçeklerdir.

Yine de, psikoterapinin her tipinde bir şeylerin düzelip düzelmediğine, terapinin yürüyüp yürümediğine dair açık işaretler vardır.

İlerleme kaydetmenin örnekleri

  1. Kişinin hayatının daha rayına oturduğuna ve hayatının kontrolünü eline almaya başladığına dair bir his
  2. Artan bir özgüven ve kişinin hayatında yol almaya başlamasına dair belirgin bir his
  3. Sadece hastanın değil arkadaşlarının, ailesinin de kişideki davranışsal değişimleri görebilmesi
  4. Kişinin kendini ve davranışlarını daha iyi anlaması

Bu işaretlere ek olarak kişinin kendine “Bu seanslardan paramın karşılığını alabiliyor muyum?” diye sormasında da yarar var. Tabi ki bunlar, sormak ve güvenmek için çok öznel sorular. Yine de bunu “Aynı psikolog ile devam etmeli miyim?” sorusuna cevap ararken bir rehber olarak düşünebilirsiniz.

Bunlara ek olarak her hastanın sorması gereken belli sorular var.

1) Terapistim beni ve terapide bahsettiğim endişelerimi dinliyor mu?

2) Terapistim benim hakkında konuştuğundan daha çok kendi hakkında mı konuşuyor? (Okuyuculardan terapistlerinin zamanı kendi hayatları hakkında konuşarak harcadıklarına dair şikâyetleri çok sık duymam gerçekten şaşırtıcı)

3) Seansların bir planı veya odak noktası yok gibi mi gözüküyor? Seanslar bir konudan başka bir konuya mı atlıyor ve terapiye gelme sebebimle pek bir alakası yok mu?

Tabi ki bu hasta tarafından kullanılan bir savunma sistemi olabilir ama yine de terapistin üstüne düşen hastaya tekrar odaklanmaktır.

Ben hastalara terapistleriyle konuşmalarını ve durumun içinden çıkamadıkları zaman bu endişelerini anlatmalarını öneririm. Bazı insanlar bu öneriyle tatmin olmuyor çünkü terapistlerinin duygularını inciteceklerinden ya da terapistlerini sinirlendireceklerinden korkuyorlar. Bu endişelere cevap olarak iyi bir terapistin her zaman kabul edebilen ve hatta hastalarının sinirine ya da şikâyetlerine açık olacağını belirtiyorum. Ayrıca, terapistin de hastaya gidişatla ilgili nasıl hissettiğini sorması her zaman için iyi bir fikirdir.

Eğer psikolog ile bunları ve diğer konuları tartışmaya imkan yoksa harekete geçmenin ve yeni bir psikolog bulmanın zamanı gelmiş demektir. Sonuçta hiçbir hasta, hiçbir yol kat etmemek ya da açıkça konuşmanın terapistin hislerini inciteceği korkusuyla terapistin hislerini korumak için para ödemiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir