Depresyon Belirtileri ve Tedavileri
27 Kasım 2014
İnsan Neden Saldırgan Davranır?
16 Aralık 2014

Görüyor Musun Yoksa Bakıyor Musun?

Bir fenomen olarak bakmak ve görmek her zaman örnek verilmiştir. Baktığımız şeyle gördüğümüz şey aynı mı? Bir tabloya baktığımızda hepimiz aynı şeyi mi görürüz? Bir gün aynı yolda yürürken kaldırımın kenarında açmış bir çiçek görürsünüz sizi çok etkiler ama birlikte yürüdüğünüz arkadaşınız çiçeği fark etmemiş bile olabilir.

Bakmak ve görmek arasındaki fark buradan gelir. Hepimiz baktığımız şeylere aynı anlamı yüklemiyoruz. Burada fark bizim algılayış biçimimizle alakalıdır.

Duyu organlarımızda fiziksel bir bozukluk olmadığı sürece hepimizin;

* aldığı koku
* işittiği ses
* gördüğü şey
* dokunduğu zemin
* aldığı tat aslında aynıdır.

Mesela sizi derinden yaralayan bir şiiri veya şarkıyı düşünün. Burada sizin işittiğiniz cümleler herkesin işittikleriyle aynıdır. Birileri bu şiiri çok basit bulurken, sizin için bu şiiri bu kadar anlamlı yapan nedir? Geçmişe ait yaşanmışlıklar, sizi yaralayan, sarsan olaylar, belki geleceğe yönelik umutlarınız, hayalleriniz, sizi en mutlu eden anda bu şiirin okunmuş olması ve onu hatırlamanız gibi kişisel süreçleriniz ve bireysel geçmişiniz şiiri anlamlandırmanızda etkilidir. Buradan anlaşılacağı gibi herkesin bireysel geçmişi farklı olduğundan herkesin yükleyeceği anlam farklı olacaktır. Bu da bizim işittiğimiz şey aynı olsa bile hissettiklerimizin aynı olmayacağı gerçeğini ortaya koyar.

Savaşa şahit olmuş bir kişi duyduğu ani bir patlama sesiyle belki şoka bile girebilir. Sizin belki korkmayacağınız bu ses, o kişinin o anki duygularını yeniden yaşamasına, bir travmanın tekrar gün yüzüne çıkmasına sebep olabilir. Halbuki başlangıçta duyduğunuz ses aynı olmasına rağmen üzerinizde bırakacağı etkiler bambaşkadır.

Peki algılarımıza etki eden süreçler nelerdir?

  • Kişiliğimiz
  • Geçmişimiz
  • Sosyal çevremiz
  • Öğrendiklerimiz
  • Kültür
  • Değerlerimiz
  • Bilişsel süreçlerimiz
  • Bilişsel tarz

Gibi pek çok bireysel yönelim gelen uyaranları nasıl algıladığımıza etki eder. Bu süreçlerde kişiler arası benzerlikler ve ortak noktalar tabii ki vardır, temel olan herkesin birebir aynı olamayacağıdır. Herkesin kişiliği ve kişiliğinin şekillenmesi süreci, yaşadıkları birebir aynı olamayacağı için algılamaları da birebir aynı olamayacaktır.

Bu yüzden bazen karşımızdaki insanı asla anlayamayabiliriz, ya da tam tersi şekilde asla ne hissettiğimizi, neyi kast ettiğimizi tam olarak anlatamayabiliriz bu tamamen algısal süreçlerimizin farklılığıyla alakaladır. Burada yapılması gereken herkesin aynı olguyu aynı anlamasını beklemekten ziyade bireysel farklılıklarımızı kabul ederek, algısal çeşitliliklerimizden zenginlikler üretmektir. Çünkü hiçbir zaman genel geçer bir algı yaratmamız, birebir aynı algılar oluşturmamız mümkün değildir.

Örneğin havanın 23 derece olması sabittir, fakat sizin bunu soğuk veya sıcak olarak algılamanız sabitlenebilir, genellenebilir değildir. Siz üşürsünüz fakat başka biri üşümez. Tüm bunlar bireysel algımızın farklı olmasından kaynaklanır. Tüm dünya 23 dereceyi 23 derece olarak kabul eder fakat herkes soğuk olarak kabul etmez. Sürekli kış yaşanan bir ülkede 23 derece aşırı sıcak olarak tabir edilebilir, fakat sürekli 35-40 derecelerde olan bir iklimde 23 derece soğuk olarak algılanacaktır. İşte bu farklılar bireysel geçmişimizin bizde bıraktığı izlerin önemini gösterir. Tüm duyularımızla algıladıklarımızı anlamlandırma süreçlerimizde bu etki söz konusudur.

Tüm bunları göz önüne alarak düşündüğümüzde hiçbir zaman “baktıklarımız ve gördüklerimizin” hepimiz için aynı olmayacağını kabul etmek eskisi kadar zor olmayacaktır.

 

 

 

 

E. Naz Aykar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir