Unilever Blogger Buluşması
6 Şubat 2014
Psikolog Olmak
9 Şubat 2014

Çocuk, Oyun ve Ödev

Öncelikle konu başlığımız itibariyle oyun ve ödevi tanımlamakta fayda var.

Oyun  vakit geçirmeye yarayan, belli kuralları olan eğlence ;oyuncak ,  oynayıp eğlenmeye yarayan her şey olarak tanımlanmaktadır.

Ödev ise belli bir sorumluluk duygusu kazandırmak amacıyla çocuğa verilen etkinliklerdir.Bu etkinliğin içinde her şey olabilir.Yani sadece yazılı olarak verilen çalışma kağıtlardan bahsetmiyoruz.

Peki ne oluyor da aileler ödev yaptırmakta bu kadar zorluk çekiyorlar.Bu sorunların kaynağı olarak çocuğun yapamayacağı, gelişimsel özelliklerinin üstünde verilen ödevleri bir kenara bırakalım.Ama şunu yazmadan geçemeyeceğim.Bir arkadaşımın 2.sınıfa giden kızına her akşam yirmi sekiz sayfalık bir okuma ödevi verilmiş. Gerçekten bu durum çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmak yerine kitap okuma nefretine bile dönüşebilir.

Diyelim ki çocuğun gelişimsel özelliklerine göre bir ödev verilmiş olsun.Ama böyle durumlarda bile bu konu tam bir sinir harbine dönüşebiliyor.Çocuklar okullarından evine yorgun bir şekilde döndükten sonra hemen ödev başına oturtulabiliyor.Onların gözünden bakamıyorsanız bir yetişkin olarak kendimize bir soralım. İşten eve gelir gelmez tekrar iş konuşmak ya da bu konuda işe koyulmak için motivasyonunuz nasıl olur?

Bu konuda çocuğunuzu anlamaya çalışın.Çünkü çocuğunuz nerdeyse ergenliğe kadar oyun çocuğu.Sadece ilerleyen yaşlarda oyunların adları değişiyor. Oyun ona verilen bir ödül değildir ,oyun onun yaşam gerçeğidir.Yani onun zaten hakkı olan bir şeyi ona ödül olarak sunmanız ona zarar verebilir.

Örnek verecek olursak:

Ödevini yaptıktan sonra oyun oynayabilirsin demek(premark ilkesi ,eğitimde çok sık kullanılan bir ilkedir) zamanlamaya vurgu yapmak demektir.Yani ödev yapmanın zamanlamasını ayarlamaktır.Ona ödül olarak sunmak değildir.

Ancak:

Ödevini yaparsan seni şurada bir oyun yerine götüreceğim demek ona bunu ödül gibi sunmak demektir. Yani ödev burda gölgelenir ve bir araç haline gelir. Çocuğun amacı aslında oyun yerine gitmeye dönüşür. Peki böyle devam ettiğimiz sürece ona ne zamana kadar vaadlerde bulunacağız? Buna ne kadar enerjimiz olacak? Bu uzun süreli bir çözüm müdür yoksa o anda sadece ödevini yaptırmak mı demektir?

Başka bir yönü ise oyunun yetişkinlerce küçük görülmesi ve okula başladıktan sonra oyun zamanının sona ermeli düşüncesidir.Ancak eğitimciler olarak biz, küçük yaşlarda bir sürü etkinliği oyun aracılığıyla yapıyoruz.Çünkü dönemin özlleği olarak bu  şekilde yaklaştığımızda çocuk hem sıkılmıyor hem de daha kalıcı öğrenme sağlıyor.Ancak oyun sadece bir eğitim materyali değildir.Daha önce de değinidiğimiz gibi çocuğun hayat gerçeğidir.Serbest oyunlar yani yetişkinin müdahalesi olmadan oynanan oyunlar son derece kıymetlidir. Çünkü çocuk doğal ortamında kendi dünyasını,hayatını yaşıyordur.

Araştırmalarda;

Oyun, çocuğun boş zamanını geçirmek için yaptığı bir faaliyet olarak değerlendirilmemekte, oyunun bir ihtiyaç olduğu kabul edilmektedir. Oyun sırasında çocuk pek çok şeyi kendi kendine deneyerek öğrenmekte, kendisinde gizil güç olarak var olan yetenekleri geliştirmekte, birçok beceriyi zorlanmadan kazanmakta, yetişkinin ve dış dünyanın baskısından kurtulmaktadır. Bu açıdan ele alındığında oyunun geliştirici, eğitici, psiko-sosyal ve tedavi edici işlevleri ortaya çıkmaktadır.

Bırakın çocuklar doyasıya oynasınlar,çocukluklarını bir yetişkin-çocuk olarak sürdürmesinler.

 

Meral Kortarla

İstanbul

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir