Evlilik Terapisti İstanbul
8 Eylül 2014
Psikolog Beylikdüzü
10 Eylül 2014

Anksiyete

Anksiyete son dönemde sıkça duymaya başladığımız bir kavramdır. Bu kadar yaygın olmasının altında yatan en önemli faktör bunun her insanda olduğu ve insanlığın başlangıcından beri bununla yaşıyor olmamız olabilir. Geçmişten günümüze farklı şekillerde adlandırılsa da, temelde aynı duygudan bahsediliyor. Geçmişte mani, melankoli, histeri gibi kavramlarla tanımlanmaya çalışılmış olan kavram, günümüzde anksiyete olarak adlandırılıyor.

Peki, Anksiyete Nedir?

Anksiyete kavramına baktığımızda birçok tanımıyla karşılaşıyoruz. Bu tanımların bu kadar yaygın ve çeşitli olmasına karşın anksiyete hissinin herkes tarafından aynı hissedilen ve benzer belirtileri bulunur. Kişi anksiyete yaşarken göğsünde sıkışma ve çarpıntıyla birlikte nefes alamama, nefeste sıkışma gibi durumlar yaşar. Bunlarla birlikte kötü bir şey olacağına dair huzursuzluk ve korku hisseder ayrıca kişi bunlarla başa çıkamayacağını düşünür. Bu düşünce onun daha da kaygılanmasına sebep olur.

Anksiyete duygusu hafif tedirginlikten panik seviyesine varan aralıklarda gözlemlenir. Kesinlikle bir atak geçirilmesi gerekmez. Hafif seviyesi de anksiyetedir, şiddetli seviyesi de.

Doğada insan veya bir başka canlı tehdit karşısında hayatta kalabilmek için savaş ya da kaç tepkisi vererek tehditle mücadele etmeye, varlığını sürdürmeye çalışır, organizma verdiği bu otomatik tepki sayesinde hayatta kalma mücadelesi verir. Savaş ya da kaç tepkisi öncesinde organizma, kaslar gerilerek, kalp atışı hızlanarak, göz bebekleri büyüyerek ve bunun gibi bedenin verdiği bir dizi değişiklikle kendini hazırlar. Bu ciddi bir tehdit karşısında aktif olması gereken tepki iken. Anksiyete bozukluğu yaşayan kişide normalde çevrede tehdit olmamasına karşı, tehdit varmış gibi algılanarak bu sistemin aktif olmasına sebep olur ve işlevselliğini yitirmeye başlar.

Sizde artık anksiyeteniz ile baş edilebilecek sınırı aştıysa ve artık hayatınızı zorlaştırmaya başladıysa yardım almanın zamanı gelmiş olabilir. Bunun üstesinden gelebilmek için bizi doğrudan arayabilir ya da aşağıda bulunan formu doldurarak size ulaşmamızı sağlayabilirsiniz.

Profiliniz *:
KadınErkekÇocuk
Randevu Tarihiniz *:

Anksiyete Tedavisi

Anksiyete tedavisinde birçok psikoterapi yöntemi kullanılmakla beraber en etkili yönteme baktığımızda bilişsel davranışçı tedavi olduğunu görüyoruz. Anksiyete tedavisinde kısa sürede sonuç alabilen bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı ilaç ile desteklendiğinde çok daha hızlı sonuç alınmasını sağlıyor. Araştırmalar terapinin etkini kanıtladığı gibi, ilaçla desteklenen terapinin daha da etkili olacağını kanıtlamaktadır.

Anksiyete tedavisinde bilişsel davranışçı terapi, danışanın tehlike algısıyla ilgili çarpıtılmış düşünce ve bunun sonucunda ortaya çıkan davranışların fark edilmesini, değerlendirilmesini ve değiştirilmesinin yolunu göstererek kişinin anksiyetesini azaltabilmeyi hedefler. Anksiyete tedavisinden amaç olumsuz bakış açılarının yanında alternatif düşüncelerin de üretilebileceğini ve bunların daha iyi hissetmemizi sağlayabileceğini danışana gösterebilmektir. Terapi şekli hastanın ihtiyacı ve motivasyonuna göre şekillenir, danışanın yapabileceğinden daha zor uygulamalar verilmez

Terapi seansları genellikle hatada bir yapılır ve bu seanslar 50 dakika sürer. Hastanın koşullarına bağlı olarak terapi aralıkları ve görüşme süresi yeniden belirlenebilir. Psikolog bu seans süreleri boyunca sadece yol gösterici olacağı için, bu noktada danışanın koşulları süreçte de oldukça belirleyicidir. Aksi taktirde terapi süreçlerinde devam etmeyle ilgili sorunlar olacaktır. Bu da sürecin ilerlemesini, kişinin anksiyetenin üstesinden gelmesini engelleyecektir.

 

Klinik Psikolog

Barış Gürkaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir